Çeviri tarihi, uzun süredir bilim insanları ve tarihçiler tarafından tartışılan bir konudur, ancak çevirinin tarihinin İncil’den öncesine dayandığı kabul edilmektedir. Tercüme ihtiyacı, ister duygusal, ticari ya da isterse hayatta kalma amaçları için olsun, insan etkileşiminin en eski günlerinden bu yana oldukça göze çarpmaktadır. Çeviri hizmetlerine olan talep artmaya devam etmektedir ve şimdi her zamankinden daha önemli bir hale gelmiştir. Işletmeler ise, pazarlama malzemelerinin ve işletme belgelerinin çevirisi yapılmadan uluslararası genişlemenin veya dış pazarlara girmenin mümkün olmadığını kabul etmektedirler.

Çevirinin Erken Tarihi

 “Tercüme” kelimesi, “getirmek veya taşımak” anlamına gelen Latince bir terimden gelmektedir. İlgili bir diğer terim de, “karşı dilde konuşmak” anlamına gelen “metaphrasis” kelimesi Eski Yunanca’dan gelmektedir ve bundan “sözcüğü sözcüğüne çeviri” anlamına gelen “metaphrase” kelimesi doğmuştur. Bu terimler, tarih boyunca çeviri ile ilgili teorilerin merkezinde olmuştur ve çevirinin çağlar boyunca ne zaman ve nerede kullanıldığına dair fikir vermektedir.

Çeviri tarihi, Sümerlere ait olan Gılgamış destanının Asya dillerine çevrildiği dönem olan Mezopotamya dönemi kadar eskiye dayandığı bilinmektedir.  Bu, M.Ö. ikinci bin yıla uzanmaktadır.  Eski dönemlere ait diğer çeviriler, Hint belgelerini Çince’ye çeviren Budist rahipler tarafından yapılan belgeleri içermektedir. Daha sonraki dönemlerde, Eski Yunanca metinler de Romalı şairler tarafından çevrildi ve eğlence için gelişmiş edebi eserler yaratmak üzere uyarlandı.  Çeviri hizmetlerinin Roma’da Çiçero ve Horace tarafından kullanıldığı ve bu kullanımların 17. Yüzyıl boyunca devam ettiği bilinmektedir.

.Yunan akademisyenlerinin bilgi ve bulgularının, Arap bilim insanları sayesinde bu kadar yaygın bir şekilde geliştirildiği ve anlaşıldığı iddia edilmektedir. Yunanistan ele geçirildiğinde, eserleri, Arap bilim insanları tarafından alındı, çevirileri yapıldı, Arap bilimsel, felsefi ve düşünce anlayışına uyarlandı. Bu Arapça uyarlamalar daha sonra Orta Çağ boyunca, çoğunlukla İspanya genelinde Latince’ye çevrildi ve ortaya çıkan çalışmalar, Rönesans akademisinin temellerini oluşturdu.

Dini Çeviri ve Dini Metinler

Dini metinlerin ve manevi teorilerin gelişmesiyle birlikte çeviriye duyulan ihtiyaç daha da artmıştır. Din geliştikçe, sözcüğü yayma ve inancı teşvik etme arzusu, dini metinlerin birden fazla dilde erişilebilir olması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır. Tercüme edilmiş ilk dini metinlerden birinin, MÖ 3. yy’da Yunancaya çevrilmiş Eski Ahid olduğu bilinmektedir.

Din, çevirinin gelişiminde öyle  büyük rol oynadı ki hatta Saint Jerome’u  çevirinin koruyucu azizi olarak görmüşlerdi.  Saint Jerome MS 4. yüzyılda İncil’I Latince’ye çevirdi. Bu İncil, Roma Katolik Kilisesi tarafından kullanılan baskın metin haline geldi. Protestanlığın tanıtılmasıyla, İncil ve diğer dini metinleri Avrupa dillerine çevirme ihtiyacı artmıştı. Protestan Reformu sırasında İncil’in hızlı çevirisi ve dağıtımı yoluyla Hristiyanlığın iki açık yolu oluşmuştu – Roma Katolikliği veya Protestanlık.  Dinin bu iki şekli arasındaki en belirgin farklılıklardan biri de metinlerdeki eşitsizlik ve önemli sözler ile İncil’in metin parçaları arasındaki farklardı.

Ankara Yeminli Tercüme & Ostim Yeminli Tercüme

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir